Yükseköğretim Kurulu Başkanı Özvar’dan çağrı: Artık hocaya göre ders değil, derse göre hoca anlayışına geçmeliyiz

Fotoğraf: YÖK
- Özvar: “Program, müfredat ve ders sayılarımızda ciddi, cesaretli adımlar atmamız gerekiyor”
- “Avrupa’da öğrenciler 20-30 dersle mezun olurken Türkiye’de öğrencilerimiz 50-60 den aşağı ders almıyor”
-“Öğrencilerimize daha fazla uygulama, araştırma ve gerçek hayat deneyimi için zaman kazandırmalıyız”
Özvar’dan üniversitelere yapay zekâ çağrısı: “Bütün akademisyenlerimiz yapay zekâ araçlarını kullanma eğitimi almalı. Bunu zorunluluk haline getirmek önemli bir adım olur”
“Bilimsel doküman üretiminde dünyada 13. sıraya yükselen Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda ilk 6-7 ülke arasına girebileceğine inanıyoruz”
Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, Hacettepe Üniversitesinin 2026-2027 akademik yılı açılış töreninde yaptığı konuşmada, yükseköğretimde eğitim programlarının ve müfredatların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Teknolojik gelişmelerin yükseköğretim alanını da etkilediğine işaret eden Özvar, geleneksel eğitim ve öğretim yöntemlerinin gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti.
Program, müfredat ve ders yapılarında cesur adımlar atılması çağrısında bulunan Özvar, derslerin adlarının ve sayılarının değil içeriklerinin önemli olduğunu ifade etti.

Öğrencilere daha fazla uygulama imkanı sunulması ve gerçek hayatla daha fazla buluşturulmaları gerektiğini belirten Özvar, bunun için ders sayılarının ve ders içeriklerinin gözden geçirilmesini istedi.
Üniversite programlarında ders sayısının yaklaşık 50-80 arasında değiştiğini kaydeden Özvar, Avrupa'da ortalama bir öğrencinin lisans eğitimini 20-30 dersle tamamladığını söyledi. Bu karşılaştırmanın, Türkiye'deki eğitim programlarının yeniden ele alınması ihtiyacını ortaya koyduğunu belirten Özvar, artık bu konuda adım atılması gerektiğini vurguladı.
- "Hocaya göre ders" anlayışı değişmeli
Üniversitelerde derslerin planlanmasına ilişkin anlayışın değişmesi gerektiğini belirten Özvar, "hocaya göre ders" anlayışının bir kenara bırakılarak "derse göre hoca" anlayışına geçilmesi gerektiğini söyledi.
Ders yükünün yeniden düzenlenmesiyle öğrencilerin uygulamaya, araştırmaya ve çevrelerini tanımaya daha fazla zaman ayırabileceğini ifade eden Özvar, ihtiyaç fazlası derslerin lisansüstü programlara kaydırılabileceğini dile getirdi.
Bu değişimin hayata geçirilmesinde akademisyenlere önemli sorumluluklar düştüğünü belirten Özvar, öğretim üyelerinin öğrencilere rehberlik etmesi ve onları hayata hazırlaması gerektiğini kaydetti. Ders yükünün yeniden düzenlenmesinin akademisyenlere araştırma yapma, makale ve kitap yazma konusunda da daha fazla zaman kazandıracağını ifade etti.

- Tüm akademisyenlere yapay zeka eğitimi çağrısı
Konuşmasında yapay zekanın yükseköğretimdeki etkilerine de değinen Özvar, akademisyenlerin araştırmalarında, öğrencilerin ise öğrenme süreçlerinin farklı aşamalarında bu teknolojilerden yararlandığını belirtti. Yapay zekanın bilgiye erişim, araştırma ve öğrenme süreçlerinde önemli imkanlar sunduğunu ifade eden Özvar, bu imkanlardan yararlanırken bilimsel ilkelerin ve akademik sorumluluğun korunması gerektiğini vurguladı.
Uluslararası üniversite uygulamalarında yapay zeka kullanımının dersin ve değerlendirmenin amacına göre açık kurallarla düzenlendiğine işaret eden Özvar, öğrencilerin hangi araçlardan ne ölçüde yararlanabileceğinin önceden açıklanması ve aldıkları desteği beyan etmelerinin istenmesi gerektiğini söyledi. Üniversitelerde yapay zeka kullanımında kuralların açıklığı, şeffaflık ve erişimde adaletin birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.
Yapay zekanın ürettiği çıktıların tek başına doğru ve güvenilir bilgi olarak kabul edilemeyeceğini kaydeden Özvar, araştırmacıların kaynakları sorgulama, bulguları doğrulama ve ulaştıkları sonuçların bilimsel sorumluluğunu üstlenme yükümlülüğünün devam ettiğini ifade etti. Verilerin güvenilirliği ve kişisel bilgilerin korunmasının da bu sorumluluğun parçası olduğunu vurguladı.
Üniversitelerde yapay zeka araçlarının kullanımına yönelik yapılandırılmış eğitim programlarının başlatılmasını isteyen Özvar, bu eğitimlerin yalnızca yapay zeka alanında uzmanlaşan akademisyenlerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti.
Özvar, tıp, eczacılık, diş hekimliği, sosyal bilimler ve fen bilimleri başta olmak üzere bütün akademik alanlardaki öğretim üyelerinin yapay zeka ve eğitim araçlarını kullanma konusunda eğitim alması gerektiğini söyledi. Bu eğitimlerin zorunlu hale getirilmesinin önemli bir adım olacağını ifade eden Özvar, programların öğrencileri de kapsaması gerektiğini dile getirdi.
- Yapay zeka ölçme ve değerlendirme yöntemlerini de değiştirecek

Yapay zekanın öğretim süreçlerinde farklı öğrenme ihtiyaçlarına uygun örnekler, alıştırmalar ve geri bildirimler sunabileceğini belirten Özvar, bu imkanlardan yararlanabilmek için öğretim elemanlarının rehberliğinin ve kurumsal desteğin güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Uluslararası üniversitelerde öğrencinin kendi başına neler yapabildiğini ölçen sınavların yanı sıra yapay zeka kullanımına izin verilen ödev ve projelere de yer verildiğini anlatan Özvar, bu uygulamaların yaygınlaştırılmasını istedi. Özvar, gözetim altında yapılan sınavlarda öğrencinin konuyu ne ölçüde öğrendiğinin ve bilgisini dışarıdan destek almadan kullanıp kullanamadığının değerlendirildiğini, ödev ve projelerde ise yapay zekayı hangi amaçla kullandığını açıklamasının ve elde ettiği sonuçların doğruluğunu kontrol etmesinin beklendiğini belirtti.
Üniversitelerin öğrencilerin hangi bilgi ve becerileri kendi başlarına sergilemeleri gerektiğine, yapay zekadan hangi aşamalarda yararlanabileceklerine ve bu kullanımı nasıl açıklayıp doğrulayacaklarına ilişkin açık kurallar geliştirmesi gerektiğini vurguladı.
Özvar, Hacettepe Üniversitesinin sağlık alanındaki birikimiyle yapay zeka çalışmalarında önemli bir potansiyel taşıdığını belirterek sağlık ekipleriyle mühendislik ve bilişim alanlarındaki araştırmacıların birlikte çalışmasının tanı ve tedavi süreçlerine yönelik yeni çözümler geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti. Bu çalışmaların hasta mahremiyeti, verilerin korunması, bilimsel doğrulama ve hasta güvenliği gözetilerek yürütülmesi gerektiğini kaydetti.
- Hacettepe'nin araştırma performansına övgü
Özvar, konuşmasında Hacettepe Üniversitesinin araştırma performansına ilişkin verileri de paylaştı.
Üniversitenin 2025 yılında araştırma ve aday araştırma üniversiteleri arasında bilimsel yayın sayısı ve toplam atıf sayısı bakımından ilk sırada yer aldığını belirten Özvar, aynı yıl 292 ulusal projeyle bu alanda üçüncü sırada bulunan üniversitenin, 250 milyon lirayı aşan araştırma fonuyla ilk sırada yer aldığını bildirdi.

Ulusal proje fonlarında bir önceki yıla göre yüzde 50'nin üzerinde artış sağlandığını kaydeden Özvar, Hacettepe Üniversitesinin 53 uluslararası projeyle bu alanda beşinci sırada bulunduğunu ifade etti.
Hacettepe Üniversitesinin 2025 yılında 3 bin 647 doktora öğrencisi ve 632 doktora mezunuyla araştırma ve aday araştırma üniversiteleri arasında her iki göstergede de üçüncü sırada yer aldığını belirten Özvar, güncel verilere göre doktora öğrenci sayısının 3 bin 500'e yaklaştığını söyledi.
Aynı dönemde patent başvurularının 34'ten 60'a, ulusal patent belgesi sayısının ise 16'dan 40'a yükseldiğini aktaran Özvar, bu göstergelerin daha da geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Araştırma sonuçlarının üretim ve ekonomik değerle buluşmasının yükseköğretim politikalarının önemli başlıklarından biri olduğunu belirten Özvar, 2003 yılında kurulan Hacettepe Teknokent'in bu alandaki önemli merkezlerden biri olduğunu kaydetti. Akademisyenlerin ortak olduğu 45 şirket ile akademisyenlerin doğrudan yer aldığı 107 Ar-Ge projesinin üniversite-sektör iş birliği bakımından önemli göstergeler olduğunu ifade etti.
- Güran: Yayın sayımızı yaklaşık yüzde 50 artırdık
Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Cahit Güran da törende yaptığı konuşmada, Hacettepe Üniversitesinin Türkiye'deki üniversiteler arasında en yüksek yayın hacmine sahip olduğunu belirtti.

Güran, üniversitenin Scopus kapsamındaki yayın sayısının 2020'de 3 bin 45 iken 2026'da yaklaşık 4 bin 500'e yükseldiğini, böylece yayın sayısında yaklaşık yüzde 50 artış sağlandığını bildirdi. Q1 kategorisindeki yayınların payının da yükseldiğini ifade etti.
Araştırma altyapısını güçlendirmek amacıyla Beytepe'de Çok Disiplinli Araştırma Merkezi, Sıhhiye'de ise Klinik Araştırmalar Merkezi kurduklarını belirten Güran, Beytepe'deki merkezin bir ay içinde hizmete alınmasının planlandığını, Sıhhiye'deki merkezin ise 2028-2029 döneminde tamamlanmasının öngörüldüğünü bildirdi.
Güran, Hacettepe Çocuk Hastanesinin genişletilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü, hastanenin 2027 yılının ilk çeyreğinde hizmete açılmasının hedeflendiğini belirtti.
Akademik yıl orkestra konseriyle başladı
Hacettepe Üniversitesinin Sıhhiye Yerleşkesi Kültür Merkezi M Salonu'nda düzenlenen akademik yıl açılış töreni, Hacettepe Üniversitesi Senfoni Orkestrası'nın Prof. Rengim Gökmen yönetimindeki konseriyle başladı.
Törende üniversitenin 60'ıncı yılına ilişkin hazırlanan film de gösterildi.
Bilimsel teşvik ödülleri verilen ve profesör olan hocalara belgeleri takdim edilen törene Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran'ın yanı sıra akademisyenler, üniversite yöneticileri ve öğrenciler katıldı.
Yayın:
Haberin kaynağı: YÖK. Kurumun özgün duyurusu: yok.gov.tr
İlgili Haberler
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.


